Beyaz giymek ne zamandan
beri kroluk sayıldı?
Her şey sömürü ve
emperyalizm ile ilgili aslında. Ne alaka dediğinizi duyar gibiyim. Nedeni
aşağıda, hak verirsiniz ya da vermezsiniz ama okumanızı isterim.
Bizim kültürümüzde de
pek çok kültürde olduğu gibi, çeşitli durum ve olaylar için renklerin anlamları
vardır.
Örneğin yeşil;
üretkenliğin, bereketin simgesidir. Kırmızı; heyecanın, bekâretin simgesidir.
Beyaz saflığın, temizliğin simgesidir.
Geleneksel Türk
gelinlikleri rengârenktir. Ama artık beyaz gelinlik giyiyor kızlarımız.
Beyaz'ın saflığını tercih ediyorlar.
Arada bir iki aykırı
gelinlik giyen olsa da, hiç kimse bunu kroca bulmuyor?
Ben çocukken bütün iç
çamaşırları beyazdı. Gömlekler beyazdı. Gömlek yakaları ve atletlerin sararması
bir eş ve anne için utanç kaynağıydı.
Çünkü beyaz sadece
saflık ve temizliğin değil, var oluşun da simgesiydi. Bunu ancak içinde yaşayan
anlar. Şimdiki borçla sürülen müsrif yaşamlar anlayamazlar.
Anadolu'da misafir
gelince, ev ahalisinin bile yiyemediği en güzel yemekler misafire çıkartılırdı.
Hiç yatılmayan en beyaz çarşaf ve nevresimler verilirdi. Ne saçma değil mi? Ama
öyleydi. Öyleydi çünkü fakirlik dört bir yanı sarmış ve bu onurlu insanlar
fakir olduklarını bilmelerine rağmen fakirliklerine böyle direniyorlardı.
Görmezden geliyorlardı. Fakirlikle böyle mücadele ediyorlardı.
Her şeye rağmen
gömlekler bembeyazdı; atletler, donlar bembeyazdı. İç çamaşırları her hafta,
biraz da ozon katılarak kaynatılırdı. Ne gerek var değil mi bunca eziyete, al
işte gri çamaşırları giyin. Renk, leke hiçbir şey göstermez.
Anlayın be dostlar, bu
bir başkaldırıydı hayatın adaletsiz taraflarına. Bu “biz de varız” demekti.
Üstelik saf, tertemiz, onurlu ve gururlu bir şekilde.
Şimdi bakıyorum bazılar
beyaz giyenlere kro diyor.
Neden biliyor musunuz?
İki nedenle:
1. Bu insanlar, kendi
bilinçleri olmayan, başkalarının dediklerini tekrarlayan insanlar da ondan.
Yani en ilkel dürtümüz olan sürü mantığıyla hareket ediyorlar. Yani CAHİL’ler.
Bu insanlar “Neden” diye soramayan insanlar. Bir ünlü sözde sanatçı beyaza
burun kıvırınca onlar da kıvırıyor. Anlamını bilmeden, öylece, tabi olarak.
2. Bu grubun nedeni ise
daha kötü; Kendilerini herkesten üstün gören bu nedenle toplumdan ayrışmak için
marjinal yönlere kayanlar. Biz bunlara halk arasında “SONRADAN GÖRME” diyoruz.
Yani zengin olup insan olamayanlar, züppeler.
Bu iki grup sömürü için
çok uygun iki gruptur maalesef. Emperyalistlerin bir ulusta en sevdiği insanlar
bunlardır. Çünkü bir yeri sömürmek için sadece askeri yöntemler yetmiyor artık.
Orada kalıcı olabilmek için kültürel dezenformasyona ihtiyaç var.
İşte bu noktada
kültürlere bilinçli olarak saldıracak CIA toplum bilimcileri devreye giriyor.
Başlıyorlar subliminal
mesajları çakmaya. Kendi ülkelerinde yasak olan şeyleri iyi imiş, güzelmiş gibi
bile gösteriyorlar çizgi filmlerinde.
Güzel olan şeyler
aşağılanıp, insanlara nefret, şiddet yüklü sahneler izlettiriyorlar. Bunu
yaparken de yine o toplumun içindeki güzel ve yakışıklı (ama yukarıdaki
gruplardan) olan, idol sayılabilecek insanları kullanıyorlar.
Bir bakıyoruz beyaz
çorap kroluk sayılmış. Bir bakıyoruz beyaz iç çamaşırı kroluk sayılmış. Ama
beyaz gelinlik, o başka. Başka falan değil, beyaz gelinlik zaten onların
kültürü, onu kroca bulurlar mı hiç?
Çocukken 1980 li
yıllarda başladı bu beyaza karşı düşmanlık. Hem de ilk ne zaman biliyor
musunuz, Türkeş'çilerin beyazı simgeleştirdiği dönemde. Tam da 12 Eylül
sonrası, PKK'nın kurulup palazlandırıldığı, milliyetçilik duygularının pasifize
edilip muhafazakâr duyguların yüreklendirildiği (FETO'cuların ülkede kamu
kurumlarına yerleşmeye başladığı) dönemde.
Ben Türkeş'i ve sahip
olduğu milliyetçilik görüşünü hiç bir zaman tasvip etmedim. Hatta ötesinde
oldukça kötü duygular besliyorum. Ancak bu şimdi yazacaklarımın gerçekliğini
değiştirmez. ABD'nin, 12 Eylül sonrası Türkiye'de gerek solcuların gerekse
milliyetçilerin ezilmesi yönünde emri vardı ve Kenan Evren bu emri gayet iyi
uyguladı. Ama tek başına fiziksel şiddet yetmezdi. Kültürel dezenformasyon da
yanına hemen eklendi. Şeyh'ler, şıyh lar yaratıldı, benim Anadolumun güzel
islam geleneği yıkılıp yerine Emevi'nin sahte-şiddet dolu İslam'ı getirtilmeye
çalışıldı. Bu arada milliyetçilerin simgelerinden biri olan aynı zamanda
halkımızın simgelerinden biri olan "beyaz" renge saldırı da tam bu
arada başlatıldı.
O zamanlarda
Türkeşçi'ler çok agresif ve saldırgandı. Beyaz çorabı da simgeleştirmişlerdi
(hep beyaz çorap giyerlerdi). CIA toplumbilimcileri de beyazı kroların giydiği
renk olarak lan etti. Toplum da bu mantıklı ilişkiyi (Türkeş'çiler kro gibi
davranıyordu) tutarlı buldu ve bu kanı toplumda yerleşti.
Ama neden sorusunun hala
bir cevabı yok.
Kırmızı giyince kro
olmuyorsunuz, sarı giyince olmuyorsunuz, bilumum cart renk giyince kro
olmuyorsunuz beyaz çorap ve çamaşır giyerseniz kro oluyorsunuz.
Bunlar saçma ufak
detaylar gibi görünebilir gözünüze. Fakat adamlar toplumları bizim saçma, ufak
dediğimiz detaylarla yönetiyorlar.
CIA toplumbilimcileri
Atatürk'ten bu halk nefret etsinler diye neler yapmadı. Örneğin en sıkı
Atatürk'çülerden bilinen Aziz Nesin'in kendi ağzından "Halkın %90 ı
aptaldır" dedirtebilmişlerdir.
Atatrük'çü görünen sözde
aydınlar (ki ben bu nedenle Aziz Nesin'i hiç sevmem, o çünkü Atatürk'e bu
sözüyle ihanet etmiştir) halkı sürekli küçümsemişlerdir. CHP’nin aldığı
oylardan durum bellidir (Türkiye haritası üzerinde oy dağılımına
bakınız).
CHP artık Atatürk'ün
değil sermayenin partisidir. Sermaye de her zaman kapitalizme hizmet eder.
CHP de bir Amerikan
partisi olmuştur.
Bence CHP yönetimi beyaz
çorap ve çamaşır giyen partilileri partiden atmalıdır.
Hatta bir de yalan
uydursalar daha da güzel olur: "Beyaz çoraplı bir CHP li Sayın Erdoğan'a
gitti, CHP de herkes beyaz çorap ve çamaşır giysin istiyorum, siz de destek
verin dedi. Erdoğan da arkanızdayın, sizi destekliyorum dedi.". Bunu da
Uğur Dündar'ı kandırıp söyletirlerse, yok yok Uğur Dündar yemez, eski TAN
gazetesi yazarlarından birine yaptırırlarsa olay patlar gider.
Kenan Turhan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder