Biliyorsunuz, tanıyorsunuz biri var:
O biri TC'nin Cumhurbaşkanı: Tayyip Erdoğan.
Aslında aramızdan biri. Bizim gibi. Hatta aslında buna şaşıracaksınız ama
halkın çoğunluğu (ona oy vermeyenle, onu ağır eleştirenler de dahil) aynı onun
gibi. O da bizim gibi. O da zaman zaman gülüyor, o da zaman zaman üzülüyor. Çok
sık sinirleniyor. Vallahi aynı bizim gibi. Hatta çevresinde sarayda
olanlar diyor ki göründüğünden daha da sinirli. Trafikte araba sürerken biz
nasılız? Politika konuşurken nasılız? Biri fikrimizi beğenmediğinde nasılız?
Başka ne var: O da bizim gibi işte, her şeyi pratik halletmeyi seviyor. Bazen
kuralları azıcık esnetiyoruz ya. Oğlumuzun kızımızın tayin işi varsa bir
tanıdık aracılığıyla yaptırıveriyoruz. O da aynı ya. Kendisine yakın olanları
zengin etti işte. Piyasadaki cipler türbanlı ablalarla doldu taştı.
Başka, can düşmanımız kanser olsa, gider ziyaret ederiz. Biz böyleyiz,
Anadoluluyuz biz. O da öyle. Birisi hastaysa, sevdiği birisiyse, günde 3 defa
arıyor. Çoğumuz bilmiyoruz. Bunu politik nedenle yapmıyor, bizim gibi olduğu
için yapıyor.
Başka, başka. Futbolu seviyor, biz de seviyoruz. Fener'i tutuyor. Kendince
oynuyor bile. Biz de öyleyiz. Biz de Gençlerbirliği'ni Samsun'u tutuyoruz.
Çoğumuz da Fener'li.
Başka, daha başka: Hata yapıyoruz. Hem de nasıl her gün. Bazen eşimizin kalbini
kırıyoruz, bazen çocuğumuzun. Trafik konusunu açmıyorum bile her gün kaç tane
ana avrat küfür.
Bazen aramızdan bazıları işlerinde yükseliyor, Şef, Müdür, Daire Başkanı oluyoruz. Karakterimiz nasıl da değişiyor değil mi? Böyle bir havamız oluyor ve yürüyüşümüz değişiyor, çenemiz daha da bir dik yürüyoruz. Her dediğimiz ve yaptığımız doğru zannetmeye başlıyoruz değil mi? yükseldik ya. Hata yapıyoruz dedik ya bunlar da hata işte. O da yapıyor. Tayyip Erdoğan'ın, simit sattığı çocuktan eser yok şimdi. O da, zamanında bizim gibiydi, şimdi de bizim gibi. Zamanında simit satan bizim gibiydi, şimdi daire başkanı olan bizim gibi. Daha da büyüğü.
Doğru da yapıyoruz, o da yapıyor. Vallahi biz ne kadar hata yapıyorsak o da
aynı oranda yapıyor; biz ne kadar doğru yapıyorsak o da o kadar yapıyor.
Çünkü tersi eşyanın tabiatına aykırı. Diğer durumda zaten halkın yarısının
oyunu alamazdı.
Bütün bunları Erdoğan'a övgü veya eleştiri olsun diye yazmadım. Onun da,
bizim de hayatın doğal parçası olduğumuz gerçeğini anlatabilmek için yazdım.
Eğer bu doğallığı kaybedersek bakın neler oluyor? Tayyip Erdoğan'ı böyle
görmezsek bakın nasıl görüyoruz ve ona karşı nasıl davranıyoruz:
İlginçtir seçmenler arasında 2 grup var. Tam tamına birbirine zıt 2 grup.
Bir grup onu haşa Tanrı gibi görüyor. Erdoğan'a aşıklar; ne yapsa (eğri veya
doğru), ona bayılıyor ve onu savunuyorlar.
Diğer grupsa tam tersi. Tam anlamıyla ondan nefret ediyor, ne yapsa (eğri veya
doğru), onu ağır bir dille eleştiriyorlar.
Maalesef 3. bir grup daha var diyemiyorum. Olması gereken: yani insanları,
oldukları gibi kabul edip, insan olarak kabul edip, hatalarıyla eleştiren, doğrularına
da doğru diyecek, önyargıdan uzak kalabilecek bir grup. Böyle olmak demek
Erdoğan'ı sevmek ya da sevmemek anlamına gelmez. Hala bu 3. grupta yer alıp
Erdoğan'ı bireysel olarak sevmeyebilirsiniz.
Olsaydı, ben işte o 3. grupta olacaktım ama böyle bir grup yok ve bu durum beni
milletim adına çok tedirgin ediyor. Çünkü bu yüce millet zekasıyla karar vermek
yerine, duygularıyla karar veriyor ve korkarım ki bu duygular zaten en başından
belirlenmiş ve asla değişmeyen duygular. O yüzden bütün gelişim kapıları
yüzümüze kapanıyor. O yüzden özgürlükten bahsedemiyoruz. Aynı özgürlük
yoksunluğu her iki grupta da var. Doğruya doğru deyince de size hakaret
ediyorlar (2. grup), yanlışa yanlış deyince de (1.grup) hakaret ediyor. Her iki
grupta da ağır mahalle baskısı var.
Ulusumuz için doğru olmayan bir kanun çıkarıldığında, Erdoğan'ı sevenler ona
itiraz etmiyor. Bırakın itirazı, itiraz edenleri de hırpalıyorlar
(yapabiliyorlarsa, örneğin kendi milletvekillerini). Ya da tam tersi, ulusumuz
adına iyi bir hareket yapıldığında ona karşı olan herkes, güzel olanı
eleştirmek için elinden gelen her çabayı sarf ediyor.
Halkımızın sağduyudan uzak bu kültüre alıştırıldı. Özal ile alıştırıldık. Demirel
ile alıştırıldık. Ele geçirilmiş basın yayınla alıştırıldık. Takım tutar gibi
parti tutarak alıştırıldık.
Sonuç ne Tayyip'i sevmemek üzerine
bir politika geliştirildi. Öyle ki hiç bir şekilde bir araya gelmemesi gerek 6
lı masa "Tayyip Nefreti" çerçevesinde bir araya geldi. Masaya bakın:
bir tarafta CHP bir tarafta Ali Babacan. Şaka gibi. Neredeyse 15 yıl AKP'ye
hizmet etmiş ve hala bu 15 yıllık AKP'nin iyi olduğunu savunan FETO ile kırıştırmışlığı
apaçık ortada olan Ali Babacan 6'lı masanın parçası. Davutoğlu da onun üvey
kardeşi. Ya Akşener'e ne demeli: Milliyetçi. Aynı zamanda Susurluk skandalları
döneminin İçişleri Bakanı, Çiller ailesinin karanlık ilişkilerinin doğrudan
parçası. CHP tabanının temsil ettiği her şeyin tam zıttı. Aynen Ali Babacan ve
Davutoğlu gibi. Sonra Saadet var tabi. Kaşım, gözüm var ortak. Onun dışında hiç
bir ortaklık yok. Ve böyle gidiyor işte. Peki, bunları bir arada tutan şey ne:
"Tayyip Erdoğan'a sergilenen nefret". Yani yine Erdoğan.
Tabi insan düşünmeden edemiyor: Bu kadar birbirinden farklı politik, sosyal, ekonomik, kültürel vb. varlığı olan bu grup nasıl dağılmıyor? Bu kadar kuvvetli olan yapıştırıcı ne, sadece nefret bunları bir arada tutabilir mi?
Uyan Türk Ulusu: 6'lı masanın ardında ABD var işte.
Bir sonraki yazıda CHP tabanına (Atatürkçü, vatansever, aydınlık ...) kurulan tuzak var. Kehanet mi desem bilemedim. Artık bir gerçekliğe dönüştü.
Not: Bu yazıyı 10.06.2022 tarihinde yazmıştım ama yayınlamamıştım. Çünkü umudum yoktu ve hala yok. Ama bu seçim günü tarihe bir not düşmek için yayınlıyorum.
1948 den beri maalesef bu halkın önüne kötüyle daha kötü koyuluyor. Maalesef Yüce Türk Halkı bu gerçeği göremiyor ve korkarım ki bu seçimler bize felaket getirecek. 6 lı masanın da Erdoğan'ın da bize getireceği tek şey felaket. 6 lı masa ülkenin bütünlüğünü tehdit eden Nato'cu yaklaşımla açıkça BOP önergelerini destekliyor. Komşularımızla (Rusya) daha seçilmeden kavga etmeye başladık. Bu bizi bölünmeye, iç savaşa götürecek. Artık vatanını seven, dürüst insanları seçme zamanı gelmedi mi?
Peki hangisi daha kötü, 6 'lı masa mı, AKP mi?
6 lı masa = Büyük Felaket
Yazan: Kenan Turhan
14 Mayıs 2023